Ne yuttu?

Her şey bir telefon ile başladı. 1 yaşında siyam kedisi Sagwa’nın sahibi bizi heyecan dolu bir şekilde, dikiş yaptığı zaman aniden koltuğa zıplayan kedisinin, yanında duran iğneyi ağzına alıp kaçtığını, sonra biraz zorlanarak olsa da iğneyi yuttuğunu anlattı.

Sahibinin hayatına her zaman neşeli ve hareketli anlar katan kedicik, kliniğimizde daha 3 gün öncesinde kısırlaştırılmıştı. Operasyondan sonra kendi elleriyle sahibine Sagwa’yı temsil eden arkadaşımız şimdi kliniğin ortasında, elinde telefon ile şaşkınlık içinde bize bakıyordu :). Sagwa’yı tabi acilen kliniğe çağırdık…

Kliniğimize ulaşan Sagwa, sakin ve muayene sırasında hareketsiz duran, klasik siyam kediler hakkında pek habersiz, kısırlaştırma macerasının taze anları ile hemen bir amazon gibi bize saldırmaya başladı. Yuttuğu iğne nedeniyle mümkün olduğu kadar hareketsiz kalmasını sağlamaya çalıştık. Şansımıza Sagwa’nın içinde durduğu taşıma çantasının her yanı şeffaftı. Böylece kediyi, çantadan hiç çıkartmadan hemen röntgen odasına ulaştırmayı başardık. Çantasında güvenle ve sakin duran kedinin ilk röntgenini bu şekilde çekmeyi başardık.

sagwa1

Röntgende, mideye kadar ulaşan iğnenin görüntüsünü tespit ettik. Görselde, iğnenin biraz üstünde, kısırlaştırma ameliyatından sonra yerleştirilen 5 adet tel dikişi de net bir şekilde görebiliyoruz.
Kedinin iğneyi yuttuğundan emin olduktan sonra, o iğnenin oradan acil bir şekilde çıkartılması gerektiğini biliyorduk. Sindirim sisteminin içindeki nesneler, bazen zararsız bir şekilde yollarını bulup, müdahale etmeye bile gerek duyulmadan vücuttan uzaklaşabilir. Ancak iğne gibi batıcı veya kesici cisimler, mide ve bağırsakların yüzeyine ciddi hasarlar verebilir; iç kanamaya, yırtılmaya yol açabilir. Böylece cismin uzaklaşmasını beklemek bizim durumumuzda söz konusu olamazdı.14686036_10202150623444270_1297309303_n.jpg

İğnenin tam pozisyonunu tespit etmek amacıyla ikinci bir röngen çekmek için Sagwa’yı sakinleştirdik.

İkinci röntgende gördüğümüz gibi iğne, mucizevi bir şekilde, hiç bir yere batmadan mideye ulaşmayı başarmıştı. Bu durumda iki müdahale seçeneğimiz vardı. Birinci seçeneğimiz, Sagwa’yı ameliyata alıp, midesindeki iğneyi cerrahi yöntemlerle uzaklaştırmak. Ancak Sagwa, daha 3 gün önce ameliyat olmuştu. Mide ise vücutta belki en uzun zamanda iyileşebilen, enfeksiyonlara açık olan organlardan biridir. Sagwa gibi narin ve sürekli hareket eden prenseslerde iyileşme süresi hem hasta hem de hasta sahibi için yıpratıcı olabilir. Bu nedenden dolayı bu uygulamayı son çare olarak ele almaya karar verdik ve ikinci seçeneğimize yöneldik; İkinci seçeneğimiz ise endoskopiydi. Yani ağızdan mideye ulaşmak ve iğneyi tekrar ağızdan çıkartmak.

Endoskopi tüpümüzün sonuna güçlü bir mıknatıs yerleştirerek uygulamaya başladık. İğneyi, geri çektiğimiz zaman yemek borusuna zarar vermemesi için küt ucundan yakalamaya çalıştık. İğnenin durumu buna müsade ettiyse de, mide sıvısı ve dar mide girişinden dolayı işimiz biraz zordu. Yönetici Veteriner Hekimimiz Hakan Hasip Uygur ameliyatı dikkatli ve sabırlı bir şekilde gerçekleştirerek, iğneyi istenilen pozisyonda yakalamayı başardı. Yavaş hareketlerle geri çektiğimiz endoskopik tüpün ucunda gördüğümüz iğne hepimizi çok sevindirdi.

14627814_10202150623084261_1109863275_n.jpg

Gerekli müdahaleler sonucu taburcu olan kedimiz, evinde mutlu mesut, yaramaz hayatını sürdürmeye devam ediyor.

Sagwa, veteriner hekimliğin tarihinde iğne yutan ilk hayvan değildir. Farklı vakalardan örnek aldığımız bu ilginç röntgenlere bakarak, siz de evinizdeki iğneleri güvenli bir yere kaldırmayı unutmayın <img src="https://s0.wp.com/wp-content/mu-plugins/wpcom-smileys/twemoji/2/svg/1f642.svg" alt="